Ben Ayşe Öğretmen. 3 ay kadar önce Ağrı Doğubayazıt’ın Hallaç köyünde öğretmen olarak görev yapmaya başladım. Köye ilk gittiğimde asfalt yolu bile olmayan bir okul ve yıllardır kullanılmamış tabiri caizse harabe bir sınıfla karşılaştım. Köyün durumunu zaten tahmin edersiniz. Dedim ki “Ben burada yapamam”. Sonra çocuklar geldi öğretmenlerini karşılamaya. O kadar güzel ve heyecanla bakıyorlardı ki kelimeler yetmez anlatmaya. Sonra “Bu gözler bana böyle baktığı sürece ben her zorluğun üstesinden gelirim” dedim kendime. Zaman geçti elimden gelenin fazlasını yapmaya çalıştım onlar için. Velilerden hiç destek alamadım ama vazgeçmeye de hiç niyetim yoktu. Sonra yolumuz Güneşten Haber Var ekibi ve Nihal Toros ile kesişti. Çocuklara atkı, bere ve botlar gönderdiler. Çoğu ilk kez yeni bir ayakkabı giymişti. Ne kadar mutlu olduklarını anlatacak kelime bulamıyorum.  Şimdi ayakları hiç üşümüyor… Sonra sinemaya gittik. O dev ekranı karşılarında gördüklerinde o kadar şaşırdılar ki gözlerini ayırmadan izlediler. Hayatlarında ilk kez hamburger yediler mesela, ilk kez asansöre bindiler. Sonra o kimsenin gözlerinin içine bakıp da ne yapmak istediklerini sormadığı çocuklarımı oyun olanına götürdük. Hani şu onlarca oyuncağın, dijital arabaların olduğu ve dedik ki “istediğiniz her oyuncağa binebilirsiniz”. O an attıkları çığlıklar hala kulaklarımda… Benim meleklerimin hayatlarına dokunan, onlara ne istediklerini soran sizlere ne kadar teşekkür etsem az… İyi ki varsınız.