BİR KÖY ÖĞRETMENİ

Öğretmenlik mesleğinin en güzel duygularla yaşandığı yerdir köy okulları.

Köy çocukları bir başkadır. Yaramaz da olsalar sevimlidirler. Okulun tek öğretmeni iseniz bütün sorumluluk sizdedir. Sabah kalkıp okulun sobasını yakmak, akşam okulun temizlemek hep öğretmen tarafından yapılır. Bazen öğrencileriniz kardan, soğuktan gelemez. Siz gider aracınızla alırsınız. Köy çocukları öğretmene daha candan davranır. Köy halkı da öğretmene farklı bakar. Öğretmeni her konuda bilgi sahibi görür. Evinin elektriği bozulur, öğretmeni çağırır. Hayvanı hastalanır, öğretmenden yardım bekler.

Tabii ben öğretmen olarak köy ve şehir hayatını içi içe yaşıyorum. Hafta içi köyde, hafta sonu şehirdeyim. Şehir ve köy kültürünü iç içe yaşamak çok farklı. Benim görev yaptığım köy hayvancılıkla uğraşıyor. İnsanlar tabii ki zengin değil. Ama gönülleri zengin.

Öğrencilerimize oyuncaklar, ayakkabılar, giysiler geldiğinde sevinçleri, heyecanları görülmeye değerdi. Bir öğrencim ayakkabıları alınca “Öğretmenim, ben bu ayakkabıları saklayıp şehre gidince giyeceğim.” Başka bir öğrencim oyuncakları kırılmasın diye evde kimsenin göremeyeceği bir yere saklamış. İşte böyledir köy çocukları.