Siirt’in Tüylüce Köyü İlkokulu’nda 9 yaşında bir kız çocuğu. Şeyma. Hepimizin hayatına dokunan, kendimizi sorgulamamıza neden olan bir kız çocuğu.

Hülya öğretmenin 20 öğrencisi vardı. Çocukların mont ve bot ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra onlara hayallerini sorduk. Bizler için resim çizmelerini istedik. Bugüne kadar yaklaşık 220 öğrenci bizim için hayallerini çizmişti. Bebekler, arabalar, tavşanlar, Legolar… Bir tek Şeyma’nın hayali diğer arkadaşlarınınkinden çok farklıydı. Şeyma, “Deniz kenarında yürümek istiyorum” diye yazmıştı. Çizdiği resimde kendisi; bir eliyle Nihal hocamızın, diğer eliyle Hülya öğretmenin elini tutuyordu. Bu hayalini nasıl gerçekleştireceğimizi bilemediğimiz için Şeyma’ya bir bebek gönderdik ama içimiz hiç rahat değildi. Üniversitemizde düzenlediğimiz Hayata Sen de Dokun etkinliğinde Uras Benlioğlu ile tanıştık. Kendisi Şeyma’nın uçak biletini karşılamak istediğini söyledi. Destekçilerimizin de yardımlarıyla Şeyma’nın hayalini gerçekleştirmek için hazırdı. Ailesinden izin aldık. Hülya öğretmen ile birlikte İstanbul’a gelecekti Şeyma. Havalimanındaki karşılaşmamıza kadar, ondan daha heyecanlıydık. Karşımızda pırıl pırıl, zarif, akıllı ve çok terbiyeli bir kız çocuğu vardı. 6 gün hiç ayrılmadık. Sponsorlarımız sayesinde Şeyma’yı gezdirdik. İlk kez denizi gördü Şeyma, ellerini suya değdirdi. Lego yapmayı öğrendi, hamburger yedi, doyasıya koştu ve oynadı. En önemlisi de Şeyma’nın üniversite de dahil olmak üzere bütün eğitim masraflarını karşılayacak bir destekçimiz oldu. Bir kız çocuğu demek, belki de binlerce çocuk demek. O kadar çok şey öğretti ki bize Şeyma. Şimdi sıra bizde.